20130124

ayakkabılara sahip çıkalım

Ayakkabılar çoğu zaman gereken dikkati üzerlerine çekemiyorlar, bu bir gerçek.

Stella'nın plexi topuğu mesela... Sadece ayağa giyilip Arnavut kaldırımlarında salınarak anlatılabilecek bir detay değil. Yapılması gereken çok şey var: Bacak bacak üstüne atılmalı ve ayak hafifçe öne arkaya sallanmalı, veya ayaklar bir patron edasıyla çalışma masasının üzerine çarpraz olarak uzatılmalı, bir başka alternatif; üst kattan alta doğru dönerek kıvrılan merdivenlerden ağır ve tabii ki temkinli adımlarla inilmeli...

Ya da benim yaptığım gibi, bol bol fotoğrafları çekilmeli ki, güzellikleri Arnavut kaldırımlarında kaybolup gitmesin!








dila ve amerikalılar

Benim için hep Dila vardı. Bir tek o!

Pide şeklinde bir kafası, düğmeli bir yeleği, puantiyeli bir kalbi ve hep gülen bir yüzü vardı Dila'nın. Hala da öyle... Tek farkı, yıllara meydan okuyamayan renginin biraz daha solmuş olması. Ama kolları hep açık, karşısındakini kucaklamaya her daim hazır!


Ilona Szwarc, 2008'de Polonya'dan NY'a taşınan bir fotoğrafçı. Sokaklarda fotoğraf çekerken ilgisini çekmiş: Birebir aynı kıyafetler içinde giyinmiş kız çocukları ve kucaklarında dolaştırdıkları oyuncak bebekleri! "American Girl" olarak piyasaya sürülen ve bir dönem tüm orta sınıf Amerikalı kız çocuklarının posta yoluyla sipariş ettikleri "kendilerine benzeyen" veya "kendilerine benzemelerini istedikleri" bebekler! Ilona, Amerikalı çocukları, kendileriyle aynı olan bebekleri ile poz verirlerken fotoğraflamış. Garip ama çok da gerçek olan bu fotoğraflara bakarken, düşünmemem imkansızlaşıyor.... Ben de Dila'nın benzeri olmak istiyorum. Onun gibi hep gülmek ve kollarımı açmak. Sonuçta o da benim oyuncak bebeğim!















bir çiçek

bir çiçek yolumu kesti

(Cemal Süreya)




 ---------


 ---------



eskilerden kim kaldı?

İstiklal'in beli incelten kelebek korsesi, beli tekrar kalınlaştıran inci profiterolü*, "aşk bu değil, yapma güzel!**" deyip bizi kendimize getirten lale plağı kaldı.




*İnci profiterol, bu yazıyı blank_mag için yazdığım tarihte halen faaliyet gösteriyordu.
**Birsen Tezer'in Cihan albümünden - "Aşk Bu Değil"

mesafeyi koru

Michael Wolf, şehir hayatında insanların nasıl yaşadıklarıyla çok yakından ilgilenen Alman asıllı bir fotoğrafçı. Onun "çok yakın" kavramı, bir İtalyan'ınkinden oldukça farklı. Michael, fotoğraf çekerken mesafeyi korumayı seviyor. Genelde teleobjektif kullanarak bunu başarıyor. Bu mesafeden de daralırsa, Google Earth'den seçtiği fotoğrafları büyüterek detayları kadrajlıyor! Oldukça ilginç kareler yakaladığı bir gerçek.





Uzakdoğu kültüründe, toplumsallık ön planda tutuluyor. Bireyler, toplumsal uyumu ve saygıyı sağlayabilmek için, aynı Michael Wolf'un yaptığı gibi aralarındaki mesafeyi korumaya özen gösteriyorlar. Birbirlerinin haklarına saygı duyuyorlar, müdahale etmiyorlar, sıraya giriyorlar, sabrediyorlar...

Sonra bir gün, mesafeleri korumayı seven Michael, mesafeleri korumaya özen gösteren Japonları, Tokyo metrosunda fotoğraflamaya başlıyor. Sonuç: Yanaklarındaki pudraları ve sıcaktan döktükleri ter damlacıklarıyla birbirlerine ve metronun camlarına yapışıp kalmış kadınlar ve erkekler.

Uzaklara bakarak mesafeyi korumaya devam eden bir grup insan...