20130124

sarsıcı bir gerçek: parizyen kitsch'tir.

Baudouin'in hayali, 70'lerin New York'unda bir caz kulüpte basçı olmaktı belki ama 77 doğumlu bu parizyenin afrodan gayet uzak saç stili, onu fotoğrafa itti... İlk olarak İrlanda'da fotoğraf çekmeye başlayan Baudouin, Martin Parr ve Elliott Erwitt'ten fazlasıyla ilham aldı; aynı benim gibi! İlk portre çalışmalarına, İrlanda'dan Paris'e döndüğü zamanlarda başladı.





Baudouin'in çalışma prosedürü genelde şu şekilde ilerliyor: Önce Paris sokaklarında -tercihen salına salına- dolaşan veya bir kafede yalnız başına kahvesini yudumlayan bir genç kızı gözüne kestiriyor. Tanışma faslını atlattıktan sonra en zorlu kısım olan "kendini kızın evine davet ettirme" aşamasına geçiyor. Eve varır varmaz gerçekleşen fotoğraflama evresi genelde bir saat sürüyor. Önce tripoduna taktığı Hasselblad'ını her fotoğrafında aynı tuttuğu açı ve mesafeye yerleştiriyor ve hafif bir ışıklandırma kullanarak kompozisyonunu özenle hazırlamaya başlıyor. Fotoğrafladığı kişinin arka planla bir bütün içinde olmasına, hiçbir objenin fazlalık yaparak göz yormamasına dikkat ediyor.

Baudouin, en son projesi "75 Parissiennes"le beni yine şaşırttı. Biyografisinde çay, şampanya ve sake bağımlısı olduğunu beyan eden bu komik adama şaşırmamak imkansız. Çünkü karmaşayı böyle bir düzen içinde fotoğraflamak, bir tek Hasselblad sahibi olmakla olmuyor maalesef. Ayrıca daha da çok şaşırdım, ben parizyen kadınların bu kadar kitsch olduklarını bilmezdim! Filmlerde bize bu gerçekler gösterilmiyor!












ayakkabılara sahip çıkalım

Ayakkabılar çoğu zaman gereken dikkati üzerlerine çekemiyorlar, bu bir gerçek.

Stella'nın plexi topuğu mesela... Sadece ayağa giyilip Arnavut kaldırımlarında salınarak anlatılabilecek bir detay değil. Yapılması gereken çok şey var: Bacak bacak üstüne atılmalı ve ayak hafifçe öne arkaya sallanmalı, veya ayaklar bir patron edasıyla çalışma masasının üzerine çarpraz olarak uzatılmalı, bir başka alternatif; üst kattan alta doğru dönerek kıvrılan merdivenlerden ağır ve tabii ki temkinli adımlarla inilmeli...

Ya da benim yaptığım gibi, bol bol fotoğrafları çekilmeli ki, güzellikleri Arnavut kaldırımlarında kaybolup gitmesin!








dila ve amerikalılar

Benim için hep Dila vardı. Bir tek o!

Pide şeklinde bir kafası, düğmeli bir yeleği, puantiyeli bir kalbi ve hep gülen bir yüzü vardı Dila'nın. Hala da öyle... Tek farkı, yıllara meydan okuyamayan renginin biraz daha solmuş olması. Ama kolları hep açık, karşısındakini kucaklamaya her daim hazır!


Ilona Szwarc, 2008'de Polonya'dan NY'a taşınan bir fotoğrafçı. Sokaklarda fotoğraf çekerken ilgisini çekmiş: Birebir aynı kıyafetler içinde giyinmiş kız çocukları ve kucaklarında dolaştırdıkları oyuncak bebekleri! "American Girl" olarak piyasaya sürülen ve bir dönem tüm orta sınıf Amerikalı kız çocuklarının posta yoluyla sipariş ettikleri "kendilerine benzeyen" veya "kendilerine benzemelerini istedikleri" bebekler! Ilona, Amerikalı çocukları, kendileriyle aynı olan bebekleri ile poz verirlerken fotoğraflamış. Garip ama çok da gerçek olan bu fotoğraflara bakarken, düşünmemem imkansızlaşıyor.... Ben de Dila'nın benzeri olmak istiyorum. Onun gibi hep gülmek ve kollarımı açmak. Sonuçta o da benim oyuncak bebeğim!