Profesyonel bir deniz kızı olmanın dezavantajları, meslek icabı bacaklarından vazgeçip kuyrukla yola devam etmen, suyun altında fazla durmaktan parmak uçlarının buruşması ve hiçbir zaman bir deniz erkeği ile karşılaşamayacak olman olabilir, ama avantajları saçlarının her daim upuzun olması, bir masal kahramanı olman ve Elvis Presley dahil milyonlarca kişinin her yıl seni gelip camların arkasından hayranlıkla seyrediyor olması olduğu düşünülürse, karar verme aşamasında "aylık net maaş ve sigorta" koşulları es geçilebilinir!
1980 Londra doğumlu Annie Collinge, Amerika'nın Florida eyaletinde özellikle 60'lı yıllarda çok popüler olan ama teknolojinin eğlence sektörüne el atmasıyla pabucu dama atılan Weeki Wachee Springs Deniz Kızı Parkı'nı fotoğraflamış... Amerika'nın unutulmaya yüz tutan bu kitsch güzelleri, işlerine duydukları saygıdan ve büyünün kaçmaması açısından "kuyruğum olmadan asla" koşuluyla Annie'nin objektifine poz vermişler...
20130201
az yaşadıksa da.
uyuyan fotoğraflar.
Uyanma.
Pazartesinin inadına uyanma.
Orada burada uyu.
Klavyenin üzerine düşen kafan, cevaplanması gereken o çok acil e-mail'e "aşldkjfaşlsdkjgaoeıuapodjşalkdjlwednljfffffffffffffffffffffffffffffffffffff" diye yazıp yollasın.
Ayakkabı denemek için oturduğun Beymen'in o rahat koltuklarına uzan yüzüstü, sarıl yanında duran çantana, aynı yastığa sarıldığın gibi.
Güneş açtığı an, trafiğin sıkışmasını fırsat bilip çık arabandan dışarı, yat bagaj kapağının üzerine, tak kulaklıklarını kulağına, bağla ucunu i-phone'una, aç sesini sonuna kadar, varsa yanında sür hatta güneş kremini.
Yolda yürürken karşına çıkan ilk çingenenin yanına kıvrıl, yerleştir burnunu çiçek tezgahındaki erengüllerin arasına, uyu.
Veya hiç kalkma sabahki yatağından, ayrılma yastığından, çarşafından, yanında yatan ya da rüyalarına giren sevgiliden. Uyu. Uykun kaçtıysa da uyuyormuş gibi yap. Ne gereği var, çalan saati ciddiye almaya, sürüne sürüne kalkmaya, kara kara ne giyeceğini düşünmeye, sonra da koştur koştur çıkıp gitmeye.
Pazartesinin inadına uyanma.
Orada burada uyu.
Klavyenin üzerine düşen kafan, cevaplanması gereken o çok acil e-mail'e "aşldkjfaşlsdkjgaoeıuapodjşalkdjlwednljfffffffffffffffffffffffffffffffffffff" diye yazıp yollasın.
Ayakkabı denemek için oturduğun Beymen'in o rahat koltuklarına uzan yüzüstü, sarıl yanında duran çantana, aynı yastığa sarıldığın gibi.
Güneş açtığı an, trafiğin sıkışmasını fırsat bilip çık arabandan dışarı, yat bagaj kapağının üzerine, tak kulaklıklarını kulağına, bağla ucunu i-phone'una, aç sesini sonuna kadar, varsa yanında sür hatta güneş kremini.
Yolda yürürken karşına çıkan ilk çingenenin yanına kıvrıl, yerleştir burnunu çiçek tezgahındaki erengüllerin arasına, uyu.
Veya hiç kalkma sabahki yatağından, ayrılma yastığından, çarşafından, yanında yatan ya da rüyalarına giren sevgiliden. Uyu. Uykun kaçtıysa da uyuyormuş gibi yap. Ne gereği var, çalan saati ciddiye almaya, sürüne sürüne kalkmaya, kara kara ne giyeceğini düşünmeye, sonra da koştur koştur çıkıp gitmeye.
10 saniye
Ofisteki giyinme odasındayım. Tommy Hilfiger'ın sadece ve sadece İstinye Park'taki mağazasında satışa sunulan çok özel ve çok da güzel defile koleksiyonundan seçtiğim parçalara bakıyorum. Kameramın self-timer'ını 10 saniyeye kuruyorum ve çekime başlıyorum...
10 saniyede neler olur?
İlk bakışta aşk olur,
devrim olur deprem olur,
pilavın dibi tutar kıtır kıtır olur,
geri alınmayacak bir söz söylenir pişman olunur,
taksi, arka koltuğunda unutulan güneş gözlüğü ile birlikte gözden kaybolur,
telefona mesaj gelir mesaj gider tekrar bile gelebilir,
hayat bir film şeridi gibi göz önünden geçiverir,
dünya'nın en kısa belgelesi çekilir,
alarm çalmadan 10 saniye önce kendiliğinden uyanılır,
dikkat dağılır hemen sıkınılır,
10'a kadar sayılır ki sinirle oturulup zararla kalkılmasın,
fındık shot yapılır,
bakışılır,
gülümsenir,
iç çekilir...
İşte, ben o koskoca 10 saniyede bir düzgün poz veremedim, denklanşöre yetişemedim, aşk mı olsun?
10 saniyede neler olur?
İlk bakışta aşk olur,
devrim olur deprem olur,
pilavın dibi tutar kıtır kıtır olur,
geri alınmayacak bir söz söylenir pişman olunur,
taksi, arka koltuğunda unutulan güneş gözlüğü ile birlikte gözden kaybolur,
telefona mesaj gelir mesaj gider tekrar bile gelebilir,
hayat bir film şeridi gibi göz önünden geçiverir,
dünya'nın en kısa belgelesi çekilir,
alarm çalmadan 10 saniye önce kendiliğinden uyanılır,
dikkat dağılır hemen sıkınılır,
10'a kadar sayılır ki sinirle oturulup zararla kalkılmasın,
fındık shot yapılır,
bakışılır,
gülümsenir,
iç çekilir...
İşte, ben o koskoca 10 saniyede bir düzgün poz veremedim, denklanşöre yetişemedim, aşk mı olsun?
ben en çok gömlek giyerim
Gömlek kombinlerim, Yufka'yla beraber asansörde başlayıp arka bahçede attığımız 2 tur sırasında gözümde canlandılar. Bu sebepledir ki mermer duvar, asansörün baklava motifli aynalı tavanı, mor menekşeler, çöp torbası üzerine yığılmış çakıl taşları, bahçe hortumu ve karmaşık çalılar arka planlara yerleştiler.
Belirtmek isterim ki, gömlek sessiz fakat derindir ve "kitsch" olmakla uzaktan yakından alakası yoktur...
Belirtmek isterim ki, gömlek sessiz fakat derindir ve "kitsch" olmakla uzaktan yakından alakası yoktur...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









































